TBMM Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop'tan gündeme ilişkin açıklamalar

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şentop, TBMM Başkanlık İstanbul Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, gündemi değerlendirdi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et
Gazetecin - Kahramanmaraş Haber - İbrahim Baykut

Dün sona eren İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkeleri Parlamento Birliği (İSİPAB) 16. Konferansı'nı gerçekleştirdiklerini hatırlatan TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 16. toplantının Tunus'ta yapılmasının söz konusu olduğunu ancak salgın sebebiyle gerçekleştirilemediğini hatırlattı.

TBMM Başkanı Şentop, Tunus'taki siyasi gelişmeler neticesinde de toplantının orada yapılamayacağının ortaya çıktığını, teşkilatı canlandırmak, harekete geçirmek için bazı ülkelerin de önerisiyle toplantıya Türkiye'nin talip olduğunu ve gerçekleştirildiğini aktardı.

Konferansla beraber Türkiye'nin İSİPAB Dönem Başkanlığını da aldığını hatırlatan Şentop, ilk gün icra ve genel komite toplantılarının düzenlendiğini, ikinci gün ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle genel kurulun açılışının yapıldığını anlattı.

Birçok ikili görüşmenin yapıldığı konferansa teşkilatın üyesi 32 ülkeden katılım olduğunu dile getiren Şentop, böyle bir teşkilatın aktif olarak çalışmasını gerekli gördüklerini ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Salgın döneminde şüphesiz fiziki toplantılar oldukça zorlaştı ancak sorunlar devam ediyor. Yeni sorunlar ortaya çıkıyor. Ortak tavırlar belirleme mecburiyeti hasıl oluyor. Bunun için mutlaka bir toplantı gerçekleştirmek gerekiyordu. Burada iki önemli adım atıldı. Birisi atıldı, diğeri atılacak. Birisi şu, siyasi ve dış ilişkiler komitesi var. Bu daimi bir komite. Komitenin altında, Müslüman azınlıkların insan haklarıyla ilgili sorunlarını çalışmak üzere bir alt komite oluşturuldu. Bu komite Müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerde, dünyanın her yerinde, bunların insan haklarıyla ilgili sorunlarını resen inceleyecek veya kendisine yapılan bu konuyla ilgili başvuruları değerlendirecek, bu konularda raporlar yayınlayacak. Belki muhtemelen düzenli raporlar, en azından yıllık, belki aylık raporlar şeklinde bir izleme heyeti, komitesi oluşturulacak.

Diğeri de başka uluslararası toplantılarda İslam ülkelerinin en azından ortak gündemleri olan konularda birlikte hareket etmelerini sağlayacak sekreterya bünyesinde bir yapı oluşturduk. Birçok toplantıda bunun sıkıntısını yaşıyoruz. Her ülkenin kendisine göre bir gündemi var ve o gündemlerin hiçbirisi genel, uluslararası toplantılarda başarılı olmuyor, sonuç alıcı şekilde gündeme getirilemiyor. Çünkü destek bulamıyor. Onun yerine ortak gündemimiz olan konularda özellikle yoğunlaşmak suretiyle bunları genel olarak dünya kamuoyunun gündemine taşıyacak şekilde çalışma yürütecek sekreterya içerisinde bir birim oluşturduk, karar aldık, oluşturacağız."

Mustafa Şentop, 21. yüzyıldan itibaren dünyada uluslararası konjonktürün değiştiğini dile getirerek, şöyle devam etti: "20 .yüzyılın ikinci yarısından itibaren 2. Dünya Savaşı'ndan sonra dünyada oluşan iki kutuplu bir paradigma vardı. Her ülke bloklardan birisine mensuptu. Uluslararası ilişkiler alanında her ülkenin ayrıca bir gündem, tavır belirlemesi, politika oluşturması gerekmiyordu. Tabi oldukları blokun genel çerçeveleri içerisinde herkes tarafını belirliyor, tavrını koyuyordu. Kolay bir dünyaydı nispeten. Ancak bu iki kutuplu dünya yıkıldı. Bu paradigma çöktü. Artık dünyada çok kutuplu veya kutupsuz, şüphesiz bazı ülkelerin öne çıktığı, etkili olduğu ama o anlamda kesin, katı hatları, çerçeveleri olan kutuplardan oluşan bir dünya yok. Dolayısıyla her ülkenin her duruma, olaya göre yeniden bir politika geliştirmesi, tutum belirlemesi gerekiyor. Hatta öyle bir noktaya geldik ki artık genel tavır, tutumların ötesinde günlük olarak her olay karşısında yeniden bir tavır, tutum değerlendirmesi gerekiyor. Bu bakımdan bazı ülkelerle bazı konularda birlikte hareket ediyorsunuz ama bir başka konuda daha önce birlikte hareket ettiğiniz ülkelerden ayrışarak ayrı bir tavır, tutum belirleme mecburiyetiniz var. Böyle bir dinamik bir uluslararası ilişkiler döneminden geçiyoruz."

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, böyle bir dönemde o 20. yüzyılın artık çökmüş, geride kalmış paradigmalarıyla dünyaya bakmanın söz konusu olmadığına işaret ederek, konuşmasını şöyle tamamladı: "Daha önce böyle demiştiniz de bugün böyle böyle oluyor, daha önce bununla aranız bozuktu da şimdi niye böyle oluyor gibi değerlendirmeler artık tarihte kalmış, eskimiş, bugün işimize yaramayacak, kendilerinden istifade edilemeyecek yaklaşımlardır. Yeni bir dönem, yeniden şekillenme söz konusu. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde yeni başkanın seçilmesinden itibaren bölgemizde de farklı arayışları var birçok ülkenin. Bu bağlamda İslam İşbirliği Teşkilatı'nın parlamenter asamblesinin aktif hale getirilmesinin büyük faydaları olacağını düşünüyoruz. Bu süreç içerisinde ülkelerin ağırlıklı olarak aralarındaki yakınlıkları, mutabık oldukları, müttefik oldukları konuları, değerleri öne çıkararak aralarındaki ilişkilere bakmaları, aralarındaki görüş farklılıklarını, ihtilaflı noktaları da arka plana atarak meselelere yaklaşmak, ilişkileri görüşmek, değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Bunu yaptığımız takdirde bir müzakere ve diyalog ortamı olur. Görüş farklılıklarını konuşabileceğimiz bir ortam olur ama ihtilaflar, görüş farklılıkları üzerinden birbirimize yaklaşırsak o zaman hiçbir şey konuşamaz hale geliriz. İhtilaflarımızı, görüş farklılıklarımızı da değerlendiremeyiz. Biz bu gözle bakarak hem bu toplantıyı yaptık hem de ikili görüşmeler çerçevesinde birçok ülkeyle yeniden Türkiye ve aralarındaki ilişkileri değerlendirme imkanı bulduk."

Meclis'te bütçe görüşmelerinde yaşanan tartışmaların hatırlatılması ve bununla ilgili bir çalışma yapılıp yapılmayacağı sorusu üzerine Şentop, TBMM Genel Kurulu'nda meydana gelen olayların çok üzüntü verici olduğunu ifade etti.

Parlamentolarda bazen yükselen ya da düşen tansiyonlarda tartışmaların yaşandığını fakat bunların belli bir düzeyin altına düşmeyen sözlü tartışmalar olması gerektiğini belirten Şentop, "Bazen şüphesiz bu dediğimden sapmalar meydana gelmiştir ama bir ölçüyü her zaman muhafaza etmek gerekir. Fiziki müdahaleye varan bazı tartışmaların doğru olmadığını, milletimizi rahatsız eden görüntüler olduğunu ifade etmek isterim." dedi.

Bununla ilgili özel olarak yapmaları gereken bir çalışmanın olmadığını dile getiren Şentop, şöyle konuştu: "Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iç tüzüğünde esasen konulmuş olan kurallar, hükümler var. Uyarma cezasından, Meclis'ten geçici çıkarmaya kadar varabilecek cezalar var. Mesela Meclis'te çok karşılaştığımız, 'sataşma' dediğimiz hususlar. Kürsüde konuşan bir hatibe oturduğu yerden bir iki söz söylemek, buna 'laf atma' diyoruz, bu kastedilmiyor. Ama sürekli olarak kürsüdeki hatibin konuşmasını engelleyecek, taciz edecek şekilde bir laf atma, süreklilik arz ederse mesela uyarma cezasını gerektiriyor. Yine Meclis'in çalışma düzenini bozmanın, bozmanın derecesine göre uyarmadan kınamaya, geçici olarak Meclis'ten çıkarmaya kadar cezaları var."

Şentop, bu cezaların Meclis'te tansiyonun daha fazla yükselmesine yol açacak tartışmaları ve durumları engellemek için konulduğunu belirterek, kaba, yaralayıcı söz ve hareketin kınama cezası gerektiren bir husus olarak iç tüzükte düzenlendiğini aktardı.

TBMM Başkanı Şentop, "İç tüzükteki hükümler hemen uygulansın ve arkadaşlarımıza disiplin cezaları verilsin demiyorum ama disiplin cezalarının da gerektiği zaman verilmemesi halinde o zaman bu şekilde tansiyon yükseliyor ve farklı şekillerde birbirlerine müdahale etmek durumunda kalıyorlar. Bu da meşru bir mazeret değil, onu da ifade edeyim ama tablo hoş değil. Ama bunun için ayrı bir düzenlemeye gerek yok. Herkesin Meclis iç tüzüğündeki hükümlere uymasını buradan tekrar ifade etmek istiyorum." dedi.

Erken seçim ve 50+1 tartışmalarının sorulması üzerine Şentop, erken seçimin 16 Nisan 2017 öncesi Türkiye'de Anayasa'da mevcut olan hükümet sistemi dönemine ait bir tartışma konusu olduğunu, TBMM'de mevcut olan milletvekillerinin alelade denilen bir çoğunlukla karar alarak nihayete bağladığı bir husus olduğunu anlattı.

Erken seçimle ilgili düzenlemelerin Anayasa'da değiştiğini hatırlatan Şentop, "Bir kere nitelikli çoğunluk aranıyor, beşte üç. Cumhurbaşkanının veya Meclis'in bu yönde bir karar vermesi halinde birlikte seçimler yenileniyor. Hem Cumhurbaşkanlığı seçimi hem Meclis'in seçimi. Seçimin yenilenmesi yani eski tabirle erken seçimin gerçekleşmesi için çok ağır, zorlaştırıcı şartlar konulmuş. Niye? Çünkü Türkiye'nin temel problemi istikrarsızlıktı. 2002'den önce hiçbir dönem, tam olarak öngörülen süresi içerisinde tamamlanarak bitmiş değil. Sürekli vaktinden önce seçimler yapılmış ve ardından oluşan hükümetler istikrarsızlık sebebiyle değişikliklere uğramış." diye konuştu.

TBMM Başkanı Şentop, yeni sistemle siyasi istikrarı sağlamak için seçimlerin vakti geldiğinde yapılmasını öngören bir sistem kurulduğunu ve buna erken seçimle ilgili de bir hüküm konulduğunu aktararak, şöyle devam etti: "Onun da sebebi şu. Beklenmediklere cevap ve olağan dışı, olağanüstü tıkanıklıklar olabilir sistemde. Bunları açmanın yolu her zaman halka gitmektir. Böyle bir çıkış kapısı. Acil, gerekli durumlarda kullanılmak üzere ama şartları çok ağırlaştırılmış şekilde bir imkan verdi. Hukuken çok büyük zorluklar taşıyor. Öbür taraftan siyaseten de bunu mantıklı kılacak bir şey yok. Şüphesiz daha önce seçim kazanamamış ve muhalefette bulunan siyasetçilerin 'Seçim yapılsın' diye talepte bulunması anlaşılabilir. Bu siyasi bir taleptir, hukuki şartları ve genel anlamda objektif siyasi şartları ayrıca değerlendirilir. Ama Meclis Başkanı olarak yeni Anayasa'daki düzenlemeleri ve yeni hükümet sisteminde seçimle ilgili düzenlemeleri dikkate alarak söyleyeceğim husus bu. Siyaseten de şudur, seçime gitme kararını diyelim ki bir Cumhurbaşkanı alacaksa, Cumhurbaşkanı tekrar aday olup halkın karşısına çıkacaksa, kendi süresini niye kısaltsın? Yani önümüzde diyelim 1-2 sene var, 'Seçime gidelim, ben yine adayım.' Adaysan o zaman önündeki 2 seneyi niye bırakıyorsun, denmez mi? Siyaseten de bu işin bir mantığı yok. Hukuken veya siyaseten erken seçimle ilgili anlayışlarımız, paradigmalarımız değişti yeni hükümet sisteminde. Ama tabii eski anlayışları sürdürenler mutlaka olur her zaman, yeni sisteme adapte olmakta zihnen zorluk yaşayanlar. Bu biraz zaman alabilir. Erken seçim tartışmalarını yeni sistem bakımından çok gereksiz buluyorum."

Şentop, Siyasi Partiler ve Seçim Yasası'nda değişikliklere ilişkin soru üzerine, anayasaya göre bu değişikliklerin seçimden en az bir yıl önce yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Böyle bir değişiklik yapılacaksa bunun seçimin gerçekleşeceği Haziran 2023'ten bir yıl önce, 2022 Haziran ayı ortalarına kadar yapılması gerektiğini belirten Şentop, "O bakımdan biraz vaktin sınırlı olduğunu ifade etmek isterim. Muhtemelen gelecektir değişiklikler, içerikleriyle ilgili henüz tam olarak önümüze gelmeden bir şey söylemek istemem." dedi.

Yeni anayasa konusunda da Türkiye'nin çok uzun zamandır konuştuğunu, 24 Haziran 2011 seçimlerinden sonra Meclis'te bir Uzlaşma Komisyonu oluşturulduğunu hatırlatan Şentop, bu komisyonda 2 yıldan fazla görev yaptığını anlattı. Bu dönemde bütün siyasi partilerin anayasayla ilgili somut metinlerinin ortaya çıktığını ve yeni bir anayasanın yüzde 40'ı üzerinde tam bir mutabakat sağlandığını kaydeden Şentop, "Yeni anayasa tartışması açılınca bu tartışmayı sıfırdan başlayıp yapmaya çalışanlar var. Bunu Türkiye'nin birikimine bir haksızlık olarak görüyorum. Biz sloganlar veya ilkeler düzeyinde bir anayasa tartışması artık yapmamalıyız çünkü bunları aştı Türkiye. 2012-2013 yıllarında aslında tüm siyasi partilerin somut anayasa teklifleri oldu. Şüphesiz '2012'de öyle demiştik, şimdi başka diyoruz.' herkes diyebilir. Somut teklifler, bir anayasa hükmü şeklinde teklifler ortaya konulması lazım, bu tartışmaların yapılabilmesi için." ifadelerini kullandı.

"Güçlendirilmiş parlamenter sistem" tabirinin de "biraz tuhaf kullanıldığını" dile getiren Şentop, güçlendirilmiş parlamenter sistemin, parlamentonun değil, yürütmenin güçlendirildiği parlamenter sistem anlamına geldiğini kaydetti.

Şentop, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Federal Ulusal Konsey Başkanı Saqr Ghobash ile yaptığı görüşmenin nasıl geçtiğinin sorulması üzerine, şöyle konuştu: "Güzel bir görüşme geçti. Şüphesiz ilişkileri yeniden değerlendirme, yeniden geliştirme, ileri bir düzeye taşıma noktasında niyetler, kararlılıklar var iki tarafta da. Kendisine şunu da ifade ettim: Elimizdeki veriler, ekonomik ve ticari anlamda, özellikle ülke insanlarının karşılıklı ziyareti, sirkülasyonu anlamında, önceki yıllarda da aslında akamete uğramamış, düzeyini korumuş. Dolayısıyla hükümetler arası, yönetimler arası münasebetlerin ötesinde, iki ülke halkları arasında tarihi, köklü bağlar var. Bunun biz tezahürlerini de görmüşüz zaten bu sıkıntıyı yaşadığımız dönemlerde de. Şimdi farklı bir noktaya doğru gidiyor. Bölgeyle ilgili gelişmeler, dünyadaki gelişmeler yeniden değerlendirmeler yapmamızı gerektiriyor. Ben çok samimi, güzel bir görüşme geçtiğini ifade edeyim. Davet ettiler, biz de davet ettik, komisyonlarımız ve dostluk gruplarımız arasında zaten ziyaretler oluyor planlandı. Bakalım önce kim ziyaret yapacak? Herhalde onu da 2022 içerisinde kararlaştıracağız."
 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN