Yeni Dünya


1.Kraliyet Ailesi'nin eski gücünü korumaya çalıştığı bir siyaset

 

2.Küresel Sermaye'nin İngiltere'yi devre dışı bırakıp, siz de kimsiniz duruşu!

 

3.Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Küreselcilerin önüne koyduğu “Kâğıttan Kaplan" rolünü benimsemesi ve bu doğrultuda Akdeniz'de yaptığı Türkiye karşıtı siyaseti.

 

4.Çin'in yeni DÜNYA düzeninde liderliğe soyunma isteği.

 

5.Elindeki teknolojiyi Demokratlar yüzünden Çin'e taşıyıp, işsizliğin hat safhada olduğu bir ABD

 

6.ABD ile Çin arasında kalan bir Almanya.

 

Dünyanın korona sonrası siyasetini sıralamak mümkün. Tabi siz değerli okurlarım bu altı maddeye daha anakronik eklemelerde yapabilir.

 

Avrupa Birliği teşkilatının İtalya ve İspanya'da uyguladığı taraflı yaklaşım, gelecek günler adına yaşanabilecek tartışmaların fitilini ateşlemiş durumda. Büyük ihtimal serbest geçiş bir kez daha gözden geçirilerek, sınırlarda gümrük uygulaması her ulus devlet için geçerli olacak.

 

Yani Çin' de üretilen toplu iğne başı kadar bir ürün her sınırda “bir dur" ihtarıyla karşılaşacak.

 

Bu durumdan Çin olumsuz etkilenecek ve sonuç olarak ürettiğini satamamak gibi bir tehlikeyle karşılaşacak.

 

Aynı durum otomotiv devi Almanya içinde geçerli olacak. İtalya limanlarından gemilere yüklenen her aracın vergisi, bir tutam maskenin çok görüldüğü İtalya için vergi olarak geri dönecektir.

 

Korona sonrası tembelleşen zengin ülkeler artık Çin'e bağımlılığın ötesine geçip, her koyun kendi bacağından asılır mantığı ile üretime geçecek.

 

Acaba ABD demokratlar eliyle teslim edilen teknolojisini kendi topraklarına davet edebilecek mi?

 

Eğer bu teknolojiyi zorla getirse bile bu teknolojinin alt yapısı ve işleyişi için gereken kredileri dünyanın para babalarından telafi edebilecek mi? Yoksa pilotu olmayan Birleşik Arap Emirlikleri' ne uçak satmaya devam mı edecek? Bekleyip, göreceğiz.

 

Yalnız paranın patronları bu teknolojinin ABD’ye dönmesine asla izin vermeyecek. Çünkü ABD'de çalışan bir işçi maliyeti ve onun sosyal güvencesi göz önüne alındığında, paranın patronları ABD'de 1 işçi çalıştıracağına, Çin’de 20 işçi çalıştıracaklardır.

 

"Yeter ki fabrikanın bacası tütsün; en çok parayı nerede kazanıyorsam orası benim memleketimdir" düşüncesi zaten dünyayı zehirli sarmaşık gibi saran Kapitalizmin ruhunu oluşturur.

 

Küresel Sermayenin bayrağı yoktur, dini yoktur, ahlakı yoktur, sınırı yoktur!

 

Küresel Sermayenin tek sınırı, tek bayrağı, tek dini: Paradır.

 

Aslında korona günlerine dönecek olursak, ne demek istediğime sizlerde hak vereceksiniz..

 

Kapanan her sektörün inadına kapanmayan yerlerin, dünyadaki borsa merkezleri ve bankalar olduğunu sizlerde fark ettiniz.

 

Dünya artık Çin merkezli dünya olacak gibi duruyor.

 

Çalışan, üreten her ne kadar gümrükler vasıtasıyla engellemeye çalışılsa da, Çin eskisi kadar olmasa da büyümeye devam edecektir.

 

Baktı çok sıkıntıya düştü, bu kez balık pazarından değil eşek pazarından bir virüs daha salma olasılığı yüksek gibi görünüyor.

 

PEKİ, Çin’in yükselişi ABD'nin ikinci planda kalması anlamına geliyorsa, İsrail' in durumu hangi durumda olacak sorusunu duyar gibiyim.

 

İsrail; Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Orta Doğu'nun patronu konumunda. Tek sıkıntısı, İdlip operasyonunda Esad'ın 300 tankının yarısını 2 gecede yok eden Türkiye.

 

Libya da ki duruşumuz her ne kadar rahatsızlık verse de, Fransa üzerinden para babalarının baskısıyla elini ateşe değdirmeden bir kazanım hayaliyle yanıp, kavruluyor.

 

Bu arada İsrail 'de evinde ölü bulunan Çin'in İsrail Büyükelçisi Du WEİ gerçekten evinde ölü mü bulundu yoksa yenidünya düzeninde ÇİN ile İsrail arasında arabuluculuk görevini iyi yaptığı için ABD'nin baskısına mı maruz kaldı? Takdiri sizlere bırakıyorum.

 

Sevgili Okurlarım!

 

Bu dünya üzerinde ülkemizin coğrafi ve siyasi konumunu düşününce, inanın dimdik ayakta kalabilmek o kadar zor ki.

 

Ama bu zorluğun karşısında dimdik ayakta, hep beraber durabiliriz. Çok basit!

 

Sadece sevelim birbirimiz yeterli. Olaya sadece parti boyutundan bakmadan, daha üst pencereden karşımızdaki manzaraya bakmak yeterli.

 

O manzaranın adı: DEVLETTİR.

 

O manzaranın adı: BAYRAKTIR

 

 GELELİM Libya meselesine...

 

Burada düşmanımız kendi ülkemizden de olmak üzere dünya devletlerinin büyük bir kısmı.

 

Ama muhatap olacağımız iki devlet var ki, bunları dize getirilmesi herkesi dize getirmekle eş değer.

 

Libya, Fransa'ya yıllardır sattığı doğal gaz ve petrolden ileride kendilerine gerekli olabileceği düşüncesiyle çeşitli fonlar üzerinden tam 70 milyar dolar emanet para vermiş.

 

Şimdi o parayı Libya'nın ULUSAL Hükümeti istiyor. Bu paranın üzerine yatmak gibi bir durum olamaz çünkü bu miktarın hepsi kayıtlı para.

 

Bu durumda Fransa' ya bu parayı kuzu kuzu ödeyecek ya da ödemeyecek.

 

Peki, ödememek için ne yapacak?

 

Libya Ulusal Hükümeti'nin karşısında kim varsa, ya da yarattıkları kim varsa ONU desteklemek.

 

Bir rivayete göre bu 70 milyar dolar paranın Fransa'dan alınarak, Libya’nın yeniden inşası için Türk şirketlerinin hizmetleri karşılığında kullanılması da gündemde.

 

Ama ülkemiz için bu kadar önemli anlaşmalar içeren Libya konusu kimileri için delalet olmakla eş değer. İnanın, bu kısır düşünce karşısında  "Üzülmemek" elde değil!

 

Libya konusunda Fransa'dan sonra en ateşli devlet, darbeci SİSİ yönetimindeki Mısır.

 

Tartışılmayacak bir konu varsa Sisi'nin iyi bir asker olmasıdır.

 

Ama kimin askeri diye soracak olursak, tabi ki İsrail’in.

 

Libya'da ne kadar ileri gidersem İsrail'i o kadar iyi korurum düşüncesiyle ver silahı Hafter'e!

 

Yazımı bitirmeden önce bir Toros taksinin arka camındaki o yazıyı hatırladım...

 

"Yaralı kurt misali her yanımız it tuzağı"

 

Biz yeter ki ülkemize sahip çıkalım.

 

Ne it kalır!

 

Ne tuzak!

 

Selam ve dua ile...

nahilsendersaripavri@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Hasan | 24 Temmuz 2020 13:36

    Yüreğinize sağlık bilgileriniz kaleminize her zaman doğruları yazdıracaktır çok teşekkür ederiz

  • Çağlar | 24 Temmuz 2020 12:25

    Cümle içinde kullanılabilen ve hiçte sırıtmayan "ulus devlet" tanımı yaşadığımız hayatta neden uygulamaya dönüşmüyor. Etnik kimlik- Üst kimlik- Mezhebi kimlik- Siyasi kimlik... Böl babam böl. Bir asır önce "ulus devlet" diyerek bütünleştirmeye çalışanı- bugün bölük bölük sınıflayanlar marifetiyle yok ediyoruz. Yorumum- yazan ya da yazılan üzerine değil kullanılan terimin bende düşündürdükleri üzerine. Selametle

YAZARIN SON 5 YAZISI
03Eyl

Alp - Eren

24Tem

Yeni Dünya

14Tem

Bizim çocuklar 15 Temmuz

02Tem

Siyah beyaz

10Nis

Düşünülür elbet!