Boğaziçi’nde neler oluyor?


Aslında son günlerin flaş gündemi Boğaziçi’nde yaşanan öğrenci olayları ile ilgili daha önce birkaç kelam edecektim lakin bekledim… At izinin it izine karıştığı bu süreçte olaylar için kim ne diyor olaylara nasıl bakıyor görmek istedim.

Tabir yerindeyse bir bardak suda fırtına kopartılan Rektör atama olayında sürekli olarak belli bir kesim istemezük söylemleri ile ortalığı velveleye veriyor. Gerekçeleri ise tepkilerinden daha komik neymiş üniversiteden değilmiş… Neymiş seçilmemiş atanmış… Bu Boğaziçi’nde ilk mi? biraz geçmişe bakarsak 1982-1992 arası İTÜ hocası olan Ergün TOĞROL Boğaziçi’ne rektör olarak atanmış ve iki dönem rektörlük yatmış Melih BULU gibi Boğaziçi üniversitesi geçmişi olmamasına rağmen hiç tartışılmamış… Ayrıca Ahmet Necdet SEZER döneminde üniversiteler arasından YÖK’e bildirilen listelerde seçimlerde en çok oy alan yerine en az oyu alan kişiler rektör olarak atandığında gene o üniversitelerde hiç böyle olaylar yaşanmamış.

Aslına bakıldığında 2016 yılından itibaren seçim sistemi de kaldırılmış… Genel teamüle bakıldığında hiçbir zamanda seçimle rektör atanmamış hep YÖK’e ve siyasi iradeye yakın insanlar rektör yapılmış… 

Sistemde değişen bir şey yoksa o zaman sorun ne;

Sorun şu ki yüz yıldır salyangoz yiyip yalılarında şarap içen sörler kendilerinden olmayan muhafazakar birini yönetici olarak kabul etmek istemiyor,2000’ler den önce yaptıkları her türlü zulmü ve ahlaksızlığı Atatürkçülük ve Laiklik kisvesine sokan bu zihniyet, bunun artık kabul görmediğini anlayınca benzer ideolojilerini sözde demokrasi adı altında yapmaya çalışıyorlar. 2000’li yılların başında ordu göreve diye öğrencileri Ankara’da yürüten Doktorası tamamen şaibeli olan Kemal Alemdaroğlu’nu, kız çocuklarına ikna odaları kuran Nur Serter’i kendi zihniyetlerinden olduğu için tartışmayan bu zevat, Kendi alanında Türkiye’nin en iyisi olan Doktorasını Boğaziçi’nde yapmış Melih BULU’nun akademik yeterliliğini ve görevlendirilme şeklini tartışma konusu yapıyor. Ne yazık ki muhalif olmayı demokrat olmak gibi gören Z kuşağından belli bir öğrenci kesimi de farkında olmadan bu güruhun maşası oluyor. Bunu her türlü ideolojinin kendine yer bulduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat fakültesin havasını teneffüs etmiş fakültede öğrenci başkanlığı yapmış ve haksız ve adaletsiz uygulamalara karşı onlarca eyleme katılmış biri olarak söylüyorum ki bu yapılanların demokratik hak arayışı ile uzaktan yakından alakası yok…

Hülasa; Yüzyıldır ülkeyi kendilerinin malı gibi gören, yöneten bürokrasiye hâkim beyaz Türkler anlamalı ki kendileri gibi düşünmeyen, yaşamayan ülkenin asli ve çoğunluk unsuru olan muhafazakâr milliyetçi insanlar SİZ İSTESENİZDE İSTEMESENİZDE ülkenin tüm dinamiklerinde olacak…
 

mehmetgul46@yandex.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Ayşe Sünbül | 11 Ocak 2021 19:20

    Çok doğru, çok güzel yazmış Mehmet bey. Ellerine kalemine sağlık. Daha fazla şey söylenebilir belki ama; usulünce yazmış hoca. ????????????????????????

YAZARIN SON 5 YAZISI
08Şub

12 Şubat ruhu

11Oca

Boğaziçi’nde neler oluyor?

15Ara

Ailelerin online eğitim isyanı

28Ekm

Zillet mi, haysiyet mi?

03Eyl