İbrahim’e mektup


Aziz Dostum,

 

Evvela baki selamlarımı sunar hasretle kucaklarım. Gerçi memlekette yaşananlardan sonra, bizde muhabbetin en samimi göstergesi olan kucaklaşmanın bile tadı kaçtı. Nicedir yolarını gözlerim lakin sana da darılmaya hakkım yok. Biliyorsun, epeyce bir süre herkes birbirinden uzak kaldı. Bu süreçte sevdiklerimizin herhangi bir zarar görmeden, hasta olmadan günlerini geçirebildiklerine sevinir olduk. Kimden duyduğumu hatırlamıyorum ama “Varsın uzakta olsun, yel essin kokusu gelsin, yeter,” diye bir rıza cümlesi geliyor aklıma.

 

Telaşımı, heyecanımı hoş gör! Mevzu sen olunca, neyi ne zaman söyleyeceğimi, soracağımı unutuveriyorum. Bir hal hatır bile sormadan başladım anlatmaya. Nasılsın? Sağlık sıhhatin iyidir inşallah. Bilirim, zaten çok insan içine çıkmazsın. Çıksan, bir yolunu bulup geleceğinden adım gibi eminim. Çok göresidim yahu! Şöyle bir sürpriz yapsan, sosyal mesafeymiş, kontrollü hayatmış dinlemem boylu boyunca sarılırım bilesin. Dost sinesinde atmayan yürek yaşasa n’olur yaşamasa n’olur?

 

Bizleri soracak olursan, elhamdülillah, canımız sağ. Çor çocuk iyiler, evde az çok bir kazan kaynıyor. Şükretmeyelim de ne yapalım? Ben ise bildiğin gibi, kitaplarla yoldaşım. Koltuğumun altında, gözümün önünde, masamın üstünde bir kitap yoksa bir yanımı eksik hissediyorum. Zaman zaman da “Yahu ne kadar çok düştün bu kitaplara?” diye serzenişler de duymuyor değilim. Herhalde bende de eskilerden kalma bir damar var. Ne diyordu üstadın biri, “İnsanları tanıdıkça kitaplara sığındım.” Aslında söz daha keskin ya, ben bu kadar yazdım ve devamını da yine aynı ustadan söyleyeyim.” Gürültülü dünyadan, kitapların asude inzivasına iltica ettim.”

 

İşte sana sonsuz hayranlığım da burada başlıyor. Nasıl mı? Şöyle ki: Özgürlük diye kelimesiyle görünür olmuş duygu ya da hissi bir insan diğerine bahşedemez, daha doğrusu bahşetmez. Kendisine başkası tarafından verildiğine inandığı bir şeyi o kişinin bütünüyle devretmesi düşünülebilir mi? Yahu kendin muhtaçsın! Hâl böyle olunca beşerden kime dokunsan gücünün yettiğince, aklının erdiğince –kendi haline bakmadan- kontrol etmeye çalışıyor. Ya işin sırrını çözmüş muhabbet ehlini bulacaksın ya da uzak duracaksın. Tam da burada başka bir nimet sunuyor Yaratan. Kitaplar… Sadece anlatıyor, açıklıyor, elinden tutup asır asır, diyar diyar gezdiriyor. Neyi nasıl düşüneceğine hatta doğru mu yanlış mı anladığına bile karışmıyor. Düşünüyorum da öz varlığına bundan daha büyük saygı olur mu?

 

Aziz Dostum,

 

İşte bunun için ve daha buraya sığdıramadığım birçok şey için kitaplarla hemhal durumundayım. Kimse kimseye ömürden bir dakika verebilme gücüne sahip değildir. O halde hiç kimsenin ömründen çalmamak için –kendi talebi olmadığı sürece- kitapların asude inzivasındayım.

 

Eğer ki, bu garibi varlığında şereflendirmeyi düşünürsen bir iki kitaba hayır demem. Şimdilik sözlerime son verirken hasretle kucaklar baki selamlar sunarım.

 

Dostun…

 

Muhabbetle.  

niyazikara@gazetecin.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Ekm

Erdem ve Cumhuriyet

04Eyl

Kitapsızlık etmeyin

06Tem

İbrahim’e mektup

31May

Yeşil gözlük

25Nis

Ramazan güzeldir!