Memleketi sevmek!


Bir zamanlar peşinden koştuğumuz, sadece bir cildi için otuz gün kupon biriktirdiğimiz ansiklopedilerden bize kalan bilgilerden birisi de her canlının “vatan” diye ifade edilen bir yere ait olması idi. Herhangi bir bitki ya da hayvan cinsi de olsa yeryüzünde -öncelikle- ait olduğu bir yer vardır. Orası onun vatanı sayılıyor. Dünyanın hangi coğrafyasına dağılırsa dağılsın peşinden giden dosyası bu bilgiyi taşıyor. Bir tohum en gürbüz meyvesini adıyla anılan toprağında verir.

 

Yarım yüzyıl kaldı ki bin yıldır bu topraklar Türk adıyla anılır ve bütün dünya hafızasındaki ortak bilgi budur. Bu coğrafya Türkiye adıyla üzerinde yaşayan her canla özdeşleşmiştir. Bir tohumun topraktan çıkış serencamını elbette bir ziraat mühendisi bilecektir. İlme saygı atalarımızdan mirastır. Bir tarihçi derinliği kadar olmasa da bu toprakların bir evladı olarak, bin yıllık vatan olma mücadelesini bilmenin gereği, inancı ve gururunu taşırız.

 

Toprağı vatan eyleme uğrunda can vererek bayraklaşan en son mücadeleler yüz yılını doldurmaktadır. Binlerce yıllık tarihin aktardığı tecrübelerden biri de düşmanın hiçbir zaman uyumayacağı tespitidir. Buradan hareketle verilen mücadelelerin kuşak kuşak devam ettiği sonucunu çıkarmak zor değildir. Bugün vatan sınırları dahilinde verilen mücadele değişen ve gelişen dünya nizamı gereğince kültüreldir, teknolojiktir, ekonomiktir. Artık var olmanın silahları değişmiştir. Olası bir savaşı, savaşan taraflardan biri değil onların ihtiyaç duyduklarını üretenler kazanmaktadır.

 

Aklın, ilmin ışığında, gayretin gücüne bağlı olarak; vatan sevdasına kaynaklık eden inanç ve bağlılıkla yarınlar inşa edilecektir. Bu düstur Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş zamanlarında bizzat kurucusu tarafından ilan edilmiştir. Bu konuda milletine olan güvenini 10.  Yıl Nutku’nda ilanen duyurmuştur.

“Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir.”

 

Şimdi bize düşen, en gürbüz meyvesini adıyla anılan toprakta veren tohum gibi çalışmaktır, inanmaktır. Memleketi sevmek; sadece, tarihe mâl olmuş kahraman ve kahramanlıklarla övünme derecesine indirildiği zaman kuru kuru şovenizmden öteye geçmez.

 

Memleketi sevmek; yapabileceğinin en iyisini vatan için, millet için yapmaktır. Bu uğurda gayrettir. Yarınlarından emin olan gençlik, açtığınız yoldan inançla yürüyecektir. Sinesindeki varlık heyecanı sönmeyecektir. Çünkü önünde sadece söz değil müşahede ettiği rol model atası olacaktır.

 

Şehrimiz, Kahramanmaraş’ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. Yılını idrak edebiliyor olmanın gururunu yaşamayı nasip ettiği için Allah’a şükürler ediyorum.

 

Vatan için toprağa düşen cümle canlara selam olsun.

 

“Damarlarındaki asil kandan aldıkları kudret” ve göğüslerinde Mehmet Akif’çe taşıdıkları imanla Türk varlığı ilelebet payidar kalacaktır.

 

Muhabbetle..

niyazikara@gazetecin.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
04Eyl

Kitapsızlık etmeyin

06Tem

İbrahim’e mektup

31May

Yeşil gözlük

25Nis

Ramazan güzeldir!

29Mar

Hassasiyetsiz-lik!