Hassasiyetsiz-lik!


Olağanüstü zamanlar yaşıyoruz. Sadece milletçe değil bütün dünya insanlığını tehdit eden bir vaka ile karşı karşıyayız. Geçmiş zamanlarda büyük felaket, savaş ve salgınlara sahne olmuş yeryüzü. Ne var ki bugünlerde içinde bulunduğumuz durum gibisi yok diye düşünürüm. Çünkü tehditten uzak hiçbir coğrafya görünmemektedir. Her geçen gün ise bunu doğrular niteliktedir. Milletlerin harita üzerinde gösterilen kırmızı sınır çizgileri uzun zamandır bilgi değeri bile taşıma özelliğini kaybetmiştir. Artık öğretmiyoruz. Dünya, sadece kültürlerin coğrafyası olarak birbirinden ayrılmaktadır. Hatta bu kültür sınırları bile kabaca çizilmekte; Amerikan, Avrupa, Doğu, Uzak Doğu gibi birçok devleti ve milleti kapsar nitelikte anlatılmakta, anlaşılmaktadır. 

 

İnsanlık tarihi, her türlü değişim ve gelişimi ile insana hizmet ve yaşam kalitesini artırma iddiası ile bilmediğimiz sona doğru yol almaktadır. Gelişen teknoloji, kişisel ve kitle iletişim araçlarının hayatımızda hızla yer alması dünyayı kocaman bir köye çevirmiştir. Çeşmenin başında bir şey konuşulsa anında muhtarın kulağına gitmekte, gidebilmektedir. Kaçınılmaz bir şekilde adapte olduğumuz modern, hatta birkaç post değiştirmiş, yaşam biçimi haritalardaki kırmızı çizgileri öğrenilir olmaktan çıkarmış olsa da kültür bütünlüğü içerisindeki milletleri tek tipe çevirebilmiş değildir. Zaten böyle bir tek tipliğe asla ve asla müsaade edilmemelidir. Unutulmamalıdır ki, dünya insanlığını kıymetli kılan farklılıklarıdır. Bu farklılık her şeyden önce fıtrîdir. Hiç kimse coğrafya ve milliyetini belirleme şansına sahip değildir.

 

Yazılı ve yazısız tarihin kabul ettiği kadim milletlerden biridir Türk Milleti. Destanlarından, hikâyelerinden, abidelerinden ve dahi günümüze ulaşan yazılı kaynaklarından birçok “var olma” mücadelesi ile günümüze geldiğini biliyoruz. Olağanüstü zamanlarda nasıl birlik ve beraberlik ruhuyla hareket ettiğinin son, yakın zaman ispatı Çanakkale Zaferi ve Kurtuluş Savaşı’dır.

 

Bugün, elbette, ordularımızla memleket dahilinde bir savaş üzere değiliz. Çok şükür…  Ancak unutulmamalı ki içinde yaşadığımız zamanın tehdit algısı ve savunma biçimi sadece orduları ilgilendirir şekilde değildir.

Bugün; bütün devlet yöneticileri, ilgili bütün kamu kurumları, kamu çalışanları, sivil toplum örgütleri, içinde bulunduğumuz ve insanımızı tehdit eden bir salgını bertaraf etmek için çaba göstermekte ve dünyadaki diğer ülkelerde yaşananlar düzeyine çıkmasına müsaade etmemektedirler. Böylesine bir çabayı takdir etmemek mümkün değildir. Tarih, emeği geçen herkesi kaydedecek ve minnetle anacaktır.

 

 Alınan tedbirler çerçevesinde görevli olmayan kesimden ise sadece bir tek şey talep edilmektedir. EVDE KAL! Yapılan onca uyarıya, durumun hassasiyetini bildiren açıklamalara rağmen işin ciddiyetini kavrayamamış ya da kavrama kabiliyetinden yoksun bir kitle ısrarla bu uyarıları göz ardı etmektedir. Bir parça ilgisi ve merakı olan herkes bilir ki olağanüstü zamanlarda olağanüstü tedbirler alınır, alınabilir. Bu, devletin, vatandaşını korumak için başvuracağı yollardan biridir. Hem yasal hem de aklî temele sahip bir kuraldır. İşte tam da burada bizden istenen sadece “EVDE KAL!” çağrısına uymamız ve bu konuda hassasiyet göstermemizdir. Bunun gereği ilgililerce, defaten açıklanmıştır.

 

“Sozluk.gov.tr” adresine baktım. Sanırım iki yeni kelime buldum desem yalan olmaz. “Hassasiyetsiz ve hassasiyetsizlik” kelimeleri  için “bulunamadı” yazıyor.

 

Yukarıdaki yapılan bütün uyarılara rağmen hiçbir gerekçesi olmadığı halde sokakta gezenlerin “hassasiyetsiz” ve içindeki bulundukları davranış biçimlerini ise “hassasiyetsizlik” olarak adlandırıyorum.

 

Bizden talep edilen hassasiyetin gerekçesi tek kelimeyle “can güvenliğidir.” Böyle bir zamanda ve en üst düzey açıklamaları göz ardı eden kişilik, içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluk duygusu taşımıyor demektir. Bugün bu sorumluluk duygusundan yoksun olanlar önümüzdeki zamanlarda hangi hak ve sorumlulukla devletin yönetimine katkı sağlamak amacıyla oy kullanabilirler. Devletine, milletine, vatandaşın can güvenliği için gece gündüz çalışan insanlarına karşı bir parça sorumluluk duygusu taşımayanların, yarın bu milletin geleceğine yön verme hakları da olmamalı diye düşünürüm.

 

Evin yolunu bulacak kadar akıl ve idrak sahibi olan, zaruri bir gerekçe olmadıkça bu uyarıları yok saymamalıdır. Unutulmamalı ki bunu bizden isteyen bizzat bütün milletin can güvenliğinden kendini sorumlu tutan devlet yöneticileridir. Olağanüstü zamanlardayız. Rica, emir niteliği taşımaktadır. Lütfen, problemi çözmek için çalışanların ayaklarına dolanmayalım. EVDE KAL!

 

Hassasiyetsizliğin lüzumu yok!

 

Muhabbetle..  

niyazikara@gazetecin.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Ekm

Erdem ve Cumhuriyet

04Eyl

Kitapsızlık etmeyin

06Tem

İbrahim’e mektup

31May

Yeşil gözlük

25Nis

Ramazan güzeldir!